Günümüzde pek çok kişinin yaşamlarını nasıl sürdürdüklerini görüyoruz. Yaşamı ağır bir ceza olarak nitelemek; güne amaçsız, beklentisiz, umutsuz başlamak, yaşamın ağır yükü altında ezilmek, günleri birbirinin benzeri olarak tekdüze yaşamak, olaylara karamsar, kötümser bakmak, sürekli olarak ‘’bittim, yoruldum’’ diye yakınmak, bu durumun sonsuza dek süreceğini düşünmek, kendini bu durumdan kurtaracak yolları, yöntemleri bulamamak…

    Bunlar yetmiyormuş gibi, bir yandan da zamanın her şeyi silip süpüren baskısı altında ezilmek, zamanla yarışıp bir an önce bir yerlere erişmeye çabalamak..
ZORLANAN İNSAN…

Kendimize cesurca soralım…
Yaşadığınız yeri, konumu, mesleği siz mi seçtiniz?
Seçim yapacak olsaydınız yine aynı seçimleri mi yapar dınız?
Eşinizle mutlu musunuz?
Ailenin diğer bireyleriyle iyi geçiniyor musunuz?
Eşinizle, patronunuzla, iş arkadaşlarınızla, dostlarınızla, gerçek
duygu ve düşüncelerinizi paylaşabiliyor musunuz?

    İşte!! Kendimize cesurca bu soruları sorduğumuzda, insanları, nesneleri, olayları ancak gerçekçi bir biçimde değerlendirmek zorlanmalarımızı azaltabilir. TERAPİ, tüm saydamlığıyla size bu özel, yalıtılmış ortamı sunar; TERAPİST, tıpkı bir ayna gibi kendinizi size yansıtır. ERA PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK, bu deneyimi yaşayabileceğiniz en özel –yer-dir.